Jan 06

starbucks-new-logo

Starbucks logo değişikliğini duymuşsunuzdur. Beğenenler, beğenmeyenler, kızanlar…ortalık kaynıyor. Ben ise logo değişikliğinden ziyade logonun niye değiştiği ile ilgilendim. CEO Howard Schultz’un açıklamalarında cevabımı buldum: the logo at the core the same the love of the coffee but by putting the Siren outside the original logo it allows the company to move beyond just being a purveyor of coffee.

Satır altı okumasıyla bundan sonra kahveden başka alanlara ağırlık vereceklerini anlıyorum. Hangi alanlar olduğunu bekleyip görelim…

Jan 04

Omnipresent markalarıma bir yenisi eklendi; Çocuklar Duymasın.

Biliyorsunuz omnipresent her an her yerde hazır olan demekti. Omnipresent markaları tüm yeni mecralara açık olan, her yeni mecra için hazır olan markalar olarak tanımlıyorum. “Çocuklar Duyması”nın Ortaköy’deki billboardunu gördüğümde etkilendim. Birol Güven, bu afişin önünde fotoğraf çektirip kendilerine iletenlerin görüntülerini, dizinin jeneriğinde yayınlayacağını duyurduğunda daha da etkilendim. Çocuklar duymasın ama markalar duysun!

Jan 03

image

Ahmet İnsel’in bugün ki yazısında iki kitaptan bahsediyor. İlki Nicholas G. Carr’ın “The Shallows” isimli kitabı. Carr, internet kullanımının uzun dönemli zekayı körelttiğini, internetin belleğimizi yeniden programladığını savunuyor. İnternetin diğer bir etkisi ise dikkati bir noktada toplama kapasitesinin azaltması. Blogunda bu konuda daha fazla fikir bulabilirsiniz; http://www.roughtype.com/

İkinci kitap ise Franck Frommer’ın “Power Point Düşünü” başlıklı kitabı. Frommer Power Point’i gösteri toplumunun beklentilerine hitap edip, cezbedici bir sunuşla içeriğin ikinci planda kalmasını sağlıyan bir sunuş tarzı olarak tanımlıyor. Eleştirel düşünme yeteneğinin körelmesi, gösterinin içeriği esir alması, eğlencenin öğrenmeye baskın çıkması tehlikelerine işaret ediyor.

İki kitabın içeriği de aynı şeye işaret ediyor : Keep It Simple and Short

Bu konu hakkında daha çok yazacak şey var ama okumazsınız ki…

Jan 01

P1000330

Saat 16’yı gösterirken BED’cilerin durumu şöyleydi. Kızlar bir tarafta tepiniyor, erkekler diğer tarafta top çeviriyor. Kıyafetler uyumsuz eşofmanlı da var, gece sortisine hazır olan da… Müzikler uyumsuz bir Gogol Bordello çalıyor, bir Orhan Gencebay. Üstelik müziğimizi 11 yaşında bir delikanlı yapıyor… Ortada Marimekko desenli bir pasta Nilgün’ün doğumgünü için… Fransız şarapları, Mariachi ve Bomontiler, çay ve meyve suyu herkes başka şey içiyor… Tam bir BED kutlaması bizim karışık ama çok eğlenceli…

P1000323