Jan 03

image

Ahmet İnsel’in bugün ki yazısında iki kitaptan bahsediyor. İlki Nicholas G. Carr’ın “The Shallows” isimli kitabı. Carr, internet kullanımının uzun dönemli zekayı körelttiğini, internetin belleğimizi yeniden programladığını savunuyor. İnternetin diğer bir etkisi ise dikkati bir noktada toplama kapasitesinin azaltması. Blogunda bu konuda daha fazla fikir bulabilirsiniz; http://www.roughtype.com/

İkinci kitap ise Franck Frommer’ın “Power Point Düşünü” başlıklı kitabı. Frommer Power Point’i gösteri toplumunun beklentilerine hitap edip, cezbedici bir sunuşla içeriğin ikinci planda kalmasını sağlıyan bir sunuş tarzı olarak tanımlıyor. Eleştirel düşünme yeteneğinin körelmesi, gösterinin içeriği esir alması, eğlencenin öğrenmeye baskın çıkması tehlikelerine işaret ediyor.

İki kitabın içeriği de aynı şeye işaret ediyor : Keep It Simple and Short

Bu konu hakkında daha çok yazacak şey var ama okumazsınız ki…

Apr 30

photo

Liselerde meslek tanıtımları başladı.
Dün bir tanesine konuşmacı olarak katıldım.
Marka deneyiminden bahsedip yaratmasam olmaz.
Okul üniforması ile kürsüye çıkarak işe başladım.
Ama liseliler gibi siyah çorap giymek hiç içimden gelmedi.

Jan 05

Picture1

Youth Marketing konferanslarımda gençlerin son dönemlerdeki tutum ve davranışlarını inceliyorum. Önce sınıfı kendi saptamalarını yapmaları için 5 dakika bırakıyorum.
Sonra kendi gözlemlerimle onların saptamalarını karşılaştırıyorum. Kesişen kümede en göze çarpan iki davranış eğilimi oluyor; röntgencilik ve teşhircilik. Zamane gençlerinde (hatta toplumlarında) elele giden bu iki eğilime verdiğim isimler bile var.

Gen (ex): ex kısaltması exhibisionist?ten geliyor. Kendini sergileme, özel hayatını gözlerin önüne serme anlamında kullanıyorum. Bu bölümde sosyal ağlardaki teşhirciliğimizden bahsediyorum.

Reality show gençliği : çeşitli mecralarda insanların hayatını izlemeyi seven bir topluluğu temsil ediyor. TV?de reality showlar, twitter, friendfeed, facebook gibi sosyal ağlarda diğerlerinin hayatlarını izlememizden sözediyorum.

Dün Hürriyet?te psikoterapist Çağatay Öztürk?le yapılan röportajı okudum. Çıkış noktamız aynı olsa bile saptamalarına katılmıyorum. Çağatay Bey ?Teşhir+Rontgen =Twitter? başlıklı yazısında bu davranış bozuklukları sanki twitter?la bağlantılıymış gibi yansıtmış. ?Biri bizi gözetliyor?lara hatta daha eskilere giden bu davranış değişikliğini son bir yılda hayatımıza girmiş Twitter?a bağlamak ne kadar doğru tartışabiliriz.

Çağatay Bey bununla da kalmayıp ?bu insanlar penis kaybetme kompleksinin uzantısını yaşıyorlar? deyince, ben de ?bazı kişiler manşete çıkmanın dayanılmaz hırsını yaşıyorlar? diyerek röportajı tamamlıyorum…

Jan 05

emos

Kabilesini ?15-25 yaş arası yeniliklere açık trendsetter gençler? olarak tanımlayan markalara deneyim üretmek zor.
İlham verecek daha fazla bilgi gerekli.
Segmentasyon ve karakterize etme işimizi kolaylaştırıyor.

Neye göre mi? Mesela alt-kültürlere göre;
-Punk (emos, goths, floggers…)
-Hip-Hop
– (rastacılar)

Ya da trendgroup?un yaptığı gibi karakteristik özelliklerine göre;
-Koza
-Tırtıl
-Yunus

Veya davranışlarına göre;
– İnternet kuşağı
– Mobil kuşak
– Çevreci kuşak

Veya kafanıza göre (Mariachi?deki gibi);
-Selimler
-Selinler

Yeter ki bize gerçekten yaşayan, toplumda bulunan, üzerinde çalışabileceğimiz insanlar gösterin.